Mart 31, 2009

sadece bir masal

Posted in masallar 12:07 pm tarafından şövalye

devrilme teorisi

 

 

 

draarwwion efendi bir kasabada biraz sessiz biraz çekingen

kendi  halinde yaşamaktadır.

 

Okuldan da kaçıyordur

 

Tenhalarda kimselerin olmadığı izbe yerlerde dolaşmaktadır

hep.

Arada bir biolg la filan da bozmuş kafayı

 

Sonra dağcılık okyanusculuk derkene

  •  

O meşum fikirler karanlıklarda çökmeye başlamış içine

 

Evet madem okuyup adam olamadım, ozaman bende bii?? Bişey

icad edeyim ?? yok edemem ben ancak bi fikir atayım ortaya

ama bu fikir yüzde yüz benim olmalı demiş,!!!!!!!

 

Sonra başlamış araştırmaya…

 

Önce  oraları sonra buraları araştırmış yok tam mutmain

olamamış.

 

Bakmış olacak gibi değil açılmış okyanusa.az gitmiş uz gitmiş

bakmış okyanus biraz daha gitmiş  hala okyanus,olmuyor

azdaha dirkene baya gitmiş…

 

Bakmış bi ada,adada da bi adam,adama mı disem edım mı 

disem diyememiş…

 

Ööööle bişe işte

 

Demiş ulan sen ne arıyon buralarda

-ben  ben  bişe arıyom ama ne demiş

iyi madem arıyorsun bulursun belanı demiş o şey adam.

Neysem bunlar konuşmaya başlamışlar.

Oşey adam ona demiş ki oğlum bak benim bi sürü oğlum var

senin gibisi hiç olmadı alayının ayakları ters

 

Sen benim oğlum ol  ben asırlardır senin gibi bi şey bekliyorum

demiş..

Oda zaten satmışım dünyayı almışım okyanusyayı olim demiş.

Arwin efendi adam şeyin yanında uuuzzuuuun zaman kalmış.o

ona herbişeyin yollarını örgetmiş.

 

Bir atmasyonun nasıl bilimden sayılacağını,nelere dikkat

edeceğini neleri saklayacağının yollarını

Bu adamşey çoook tecrübeliymiş

Arasıra arwin efendiye bakardirmiş kine senin potansiyel  0 

veya 1 tam benim istediğim gibisin seninle çoook işimiz var der

 sarılır öpermiş..

Sonra bu 001100110101  not etmiş biyere

Neyse konumuza pardon masalımıza gelelim

Adam şey arvonademişkine

Bak asırlardır ben bunları alt edemiyom bi düşman kavmim var

gücüm yetmeyo

Tam yetecekkene çıkıyor bi rahatsız altımı üstüme getireyo sen

şimdi geldin ya artık bana karada ölüm olmaz onun için eğitimin

 bitince bende seninle karaya gelirim bıktım ulan bu okyanustan

zaten su denilen şeyden nefret ediyorunm

Neee demiş drawon,

boş ver anlamazsın demiş adam sşy

Bakmış arıyo bişey diwana ne aranıyon len demiş şey

Boşverecem onu diyincene

Adamşyyt

Ulan ben senin ….

Nereden buldunm varya Allah yaratmış işte demiş sonra dilini

 okyanusa sokmuş

Amca neden dilimi okyanusa sokuyorsun dimiş

Allah didim dilimyandı dimiş.

Neyse

Arawinostaya anlatmış evrenin sırlarını

Bak olum demiş

Kiliseyi unut okulu unut ,evi ocağı

Filan camiyi zati allahtan bilmiyon demiş dilini gine suya sokmuş

 

Bak bu evreni ben yarattım adınıda dünya kodum

Nası olmuş mu dimiş

Heeaa dimiş artin efendi olmuş amca sana buba diyebilün mü?

Di lan dimiş adamınşeytanyanı

Sona anlatmış

Bak bunu şundan bunu bundan şöle yarattım öle yarattım filan

Oda dinlemiş

Yok çok attım dimiş sonra

Az geri alalım

Aslında sen bunları unut

Şimdi ben sana bazu şela anlatıveron

Bunları ezberle dimiş

1 unutma  her şey kendu kendua oldu. Ok.

2 insan maymundan geldi yanı döndü yani dönüştü yani ben

 dönüştürdüm unutma.

3. büyük küçüğü yisin inşallah

inşallah demiş diriwana yok demiş inşallahı unut

unuttum demiş sırıvan efend

sonacuma anlatmış işte aklına ne geldiysem

yok işte Allah filan yok insan beynınden uydurdu

işte bütün canlılar döndü dönüştü böle oldu deyu

 

arada bi de öpermiş dwran efendiyi ula sen ne güzel çocuksun

hiç te soru sormeyon diye

hee sormam valla demiş

gelzeman git zeman

birgün dönmüş  okyanusyadan efendi teordator  halk bayram

etmiş

ula nerelerdeydun demişlee

bu dinlememiş çıkmış bi yere anlatmış

adem yok…

biz maymunusssss

okeeeeeeey

biz kendi kendümüze olduuuuukkkkk

okeeeeeyyyyy

insan bir hayvanduuuuuurrrrrrr

okeeeeeeeeeey.

Allahhh yoooooook

Yooooooookeeeeyyyyy

Armudun sapuuuuuuuuuuuu

Jokeeeeeeeeeeey

Hah jokeyu  de bulduk demiş evromes efendi

Sona yayılmış da yayıolmış

Madem kendimüz olduk ozaman Allah yok

Biz allak olalım demişleee

Sona ula madem maymunuz nikah olmayak

Kör duttuğunu demişlee

Madem madem büyük küçüğü yiyo

Hadi afiyet zehir olsun demişler yayılmışlar kolonilere

 

Aradan yıllar geçmiş

Darwin nikah kıyıp evlenmiş çocuk çoluğa karışmış

Sonra ölmeye başlamış  ve ölmüş

Ha beni kimse yimesün deyu çok tenhada yaşamış

Demiş ula bu hikayede bişey eksik ama dirken ölmüş

O zamanın böyükleri toplanmışlaaaaaaa

Dimişle kineeeeeee

Buuuooo bizim böyüğümüzdüüüüü

Hatta yeni bi de din icat itmişdüüüüü

Ozaman onu en böyük kilisemizin bahcasına gömelüüüüüüm

Gömmüşleeeeeeee

Sonada isa bubamuz taksiratunu affetsun dimişleeeeeeee

Bu mesal da buarada bittiiii(mi)

İşte böle olum alemin alayına geçmiş olsun vesselam….

 

                                                                                                              

Mart 26, 2009

dağlık

Posted in ANILAR 10:37 pm tarafından şövalye

hpim1015,

                                                     DAĞLIK

 

 

Bir dal, ucundaki yeşil yapraklarını hafifice aşağıya doğru eğerken, üzerinden bir damla berrak suyun yeşil otlar üzerine kayışını seyretti. Dik sayılacak kadar bir bayırda gelişi güzel ama aralıklarla dizilmiş genellikle iri gövdeli ağaçlardan bazıları dümdüz bazıları eğri büğrüydü.

En aşağısında ağaç dallarıyla örtülü  toprak bir yol geçerdi boydan boya, düz .ve geniş bir yol.

Ağaçların aralarında uzunlamasına ince ve kıvrımlı yollar bulunurdu. bu yollar belki hayvanların gruptan ayrılmayı tercih etmelerinden meydana gelmiş yollardı.ama güzellik katıyordu Dağlık’a .

çocukluk zamanlarımızda çok esrarengiz gelirdi bu ince yollar ileride nereye çıktığı belli olduğu halde sanki bizi alıp başka yerlere götürecekmiş gibi his uyandırır yolun ucundan çıkana kadar da bir hayalin içinde olurduk ;bazen bi devin sarayına bazen bir ırmağın kenarına bazen de ozamanlar henüz teknolojileri gelişmemiş ama havada her şeyi yapabilen uzay araçlrını olduğu bir alana  çıkardık nadir de olsa hayalin bizi korkutma durumları da olur koşarak yola geri inerdik.

Hele bir  kurt başımız vardı ki dağlık’ın köye çıkış yerinde. Kimseye söyleyemesem de apayrıydı onun varlığının bana verdiği anlam; akşamları geç kaldığımız da  geri dönmeye hayvanlarımızın peşinde ben hep ona bakardım, ve bu sefer o bildiğimiz şey değil bir acaib yaratıktı sanki büyüyor büyüyor  ormanın çıkışını tutuyor, ve bizi bekliyordu. Bizi yakaladığı zaman ne yapacağına dair hiçbir  fikrimiz olmamasına rağmen o bizi korkutuyor ama diğer yolların başka yerlere açılmasından dolayı ve bu yolun da düz olmasından ötürü bile bile o canavara doğru giderdik kendi ayaklarımızla.yanına gelene kadar büyürdü içimde elimdeki kötek  bazen kocama olurdu bazen de büzülürdü ellerimde.tam yanına geldiğimiz de bakardım korkarak ona evet bu bildiğimiz kaya idi .

Ama biraz ileriye geçince acabalar sarar beni tekrar dönüşmeye başlar belki yerinden sökülüp bana doğru gelmeye başlardı. Ve ben hızlanırdım.

 Gülerim  çocukluğumun güzel anılarına da, şimdiki şehir çocuklarının bir ormanda olmayı istemeyeceği bir vakitte oradan geçişim gelir de aklıma, cesaretimiz sayılırdı yaz günlerinin yerlere sarkmış bu dalları arasındaki  yolculuğumuz..

O zamanlar hoyratça kullandığımız o yeşilliklerin küçücük bölümünde,

 bir piknik sepeti açıp kır sevinci yaşadıklarını var sayan çocukların bahtsızlığına düşmüşüm bu gün

 

21.02.2007…

 

ANILAR   m.ö

Mart 25, 2009

hayatın durduğu yerde

Posted in şiirlerim tagged 8:26 pm tarafından şövalye

img0107a_edited

hayatın durduğu yerde
sallarsın herşeyi bir çuval  gibi
bir nefes can alırsın hayatın durduğu yerde
bardaktan bir yudum çayın alırken
sukuut yayılır damarlarına
sıcacık ,kan gibi

her ne zaman varsan umrana
bıraktığın yerdedir herşey an gibi
kıvrıla kıvrıla yayılıryaz sıcağına
kalbin mutmaindir bir duman gibi

bir nefes alırsın aşktan sessizce
çeker seni içine bir nefes
can gibi
sanki oradasındır sanki dün gibi
sensindir hayata kıvamın veren
her zaman
hayatın durduğu yerde

Mart 23, 2009

BİLVANİS-BİR MODEL ÇÖKÜŞÜ

Posted in Genel tagged 12:58 pm tarafından şövalye

Bilvanis bir model çöküşü

 

 

 

 

 

 Bilvanis sitesi hoş görü ve sevginin yayılarak çoğalmasına kaynaklık ediyordu.insanlar menzil gibi bir atmosfere sanalda giriyor ve değişik fikirleri tartışarak benimsiyordu.insanlarda mevcut eğilimlerin sonucu sitenin işlevinin yok edilmesi ve elde kaç var

     

                                             01010101011100101 karakterlerinden oluşan bir alemle gönül ilişkisi

 

         bir hacı amca çayını içerken elindeki misvakı düzeltmekle meşgul,ileride uzun saçıyla,entel duruşu ile acaib bir dünyaya düşmüş insan edası ile yanındakileri dinliyor gibi yaparken etrafı tarayan bir genç,sigarasına helezonlar çizdirirken hayatı üç kuruşa satmış bir vatandaş,ilerinde bir arap az ileride bir  alman kırmızısı bir genç İngilizce talimat dinleyen biri, arka yoldan  markad ziyaretine giden bacılar,butarafta elfatiha okuyan insanlar aşağıda harıl harıl çalışaninsanlaryanlış gelen turist kafilesi,kot pantolunla yola düşmüş genç kız

ve en yukarıda “hoş geldiniz buyurun genişliğe ferahlığa ümide sevgi ve aşka yaşama ve ölüme hazırlığa erimeye kardeşinde varolmaya” diye herkese kolunu veyolunu açan büyük insan.

    Panorama buyken ve bunu herkes böyle biliyorken bir muhabbet ortamı ve küçücük bir nüvesi olan bilvanisin dünü ve bu günkü durumunun sorgulanması gerekiyor bence…

 

Bir yaz akşamı balkonda çayımızı yudumlarken birden buteyra nın  içeriye dalışı ve “çok yerden kovuldum buraya da öylesine giriyorum bakalım ne zaman kovuluruz”yaklaşık ifadeleri ile söze başlamasının ardından hademe  ters köşenin  süpürgesinin sapıyla karşılaşması daha dün  gibi gözümün önünde.belki haziran temmuz değildi,belki yaz bile değildi.hem gözümün önünde camdan başka bişi de yoktu ama hergün yazdı sanki sonuçta gelen kardeşimiz nur cemaatine gönül vermiş biriydi ve muhabbetin savurmasıyla çok kez sessiz sessiz izlemeye devam ediyor bazen de  anafora kapılıyordu.

 

Bir kardeşimizin radikal düşüncelerle hatta belki bilmeden ehli sünnetin fikirlerine zıt düşüncelerle otama girebilmesi bunun sonucunda hiçbir ön hazırlığı olmadan belki gönüllerin bir olması sonucu farukla paslaşarak  işi muhabbete  getirişimiz,sonucunda konuşan kardeşin  bunları bilmeden yazdığının ortaya çıkışı.en azından bilinç kazanması güzeldi en sade ifadesiyle.

  Bir gün Gülekurban’ın keramet anlatması sonucu  turab ile takışması arabulmak için attığımız türlü taklalar bile bile lades olsa da sonuçta ehli sünnetin ve tasavvufun sade yollarının çok karmaşık ifadelere ihtiyaç duymadan da neşeyle karışık öğrenilebiliyor olabildiğiydi camda bir temmuz akşamı görünen.

 Nurbahcesinin sorunlarını halletmeye çalışmamız,Kanpıhtısı’nın gül simgesi aklımda hala,hele kenan’ın faliyetlerinin önüne geçme mücadelelerimiz,sanal alemde her yeri hallac pamupğuna çevirmemiz boşuna değildi sanırım.

    Sanırım niyetimiz güzeldi,güzelleştirmişti içimizi ve dışımızı.beni babı aliye kazandırmaya çalışan corn poppy kardeşimizin  kabiliyetimizden ümidini kesmiş olması nicki etrafında sahideyle mücadeleleri,birkaç nicki ile devamlı uzmanına danışmalı diyen bi kardeşimiz

Aklıma gelen ve gelmeyen bir çok arkadaş,hiç birinin siması yok hafızamda ama her birinin karakteri mevcut,üyelerin bayan mı erkek mi olduğunun bilinmemesinin ancak  tahmine dayalı varsayımlarla muhatap olunmasının avantarından biri de herkesin alabildiğine nazikliğini doğurmasıydı. Şunu da araya sıkıştırayım bir çoklarının bayan sandığı bazı kişiler erkek, herkesin erkek sandığı birkaç kişi bayandı.

     Profile gelince; diyebilirim ki kesimden arkadaşlar mevcuttu; yazarlarımız olduğu gibi boyacımız başhekimlik yapan arkadaşımız,ticaret iş ile uğraşanımız,sekreterimiz çaycımız,radyocumuz,öğrencimiz mollamız askerimiz meslek açısından daha çok değişik meslekler  bulunurken,coğrafy açısından da çok yaygın bir profilimiz vardı bir gün arkadaşımız ilginç bir yerden giren birisi hakkında uyarmıştı bizi. hollanda Almanya gibi bir çok batı ülkesi yanında Hakkari bingöl Van Trabzon  İstanbul yani her yer bilvanisin kapsama alanındaydı

 

Konulara bakınca her şeydi,kendisini ifade edebilen herkesedep dairesi inde  ifade edebiliyor tartışıyordu.belki konular farklıydı,konuşanlarda.yanlız bir şey vardıgeri dönüşüme yollanan çok konu yoktu ve aşağı yukarı her konu sonuca bağlanabiliyordu.sonuçsa pozitif aklın ve pozitif kalbin birleştirilebilmesiydi.bu kolaymış gibi görünse de Bilvanis herkesin konu açabilmesine izin veren bir site olmasını düşünecek olursak aslında olağan üstü bişeydi çünkü  kayıtlı üyesi  9000 bini aşmıştı bunu düşünecek olursak  bu sityi yönetebilmeyi başarmış olan arkadaşlar gönül genişliği bakımından taktir edilmeyi hak etmişlerdir.zira bu işin yanında herkesin ev geçindirme  ve rızık için çalışmak zorunda olduğunu düşünecek olursak bu kardeşlerimizin bu  görevleri karşılığıhiçbir maddi gelir almadıklarını da hesaba katın bakalım.

Ben bu süreçte en çok bir kardeşimize üzülmüşümdür.o da bu siteyi yönetmeye çalışırken bazı yargılara varmak zorunda olmasıydı ki üyelerin mesajlarının ardındaki niyeti sorgulamak zorunda hissetmesi sonucu yorgun düşmesi idi.nede olsa sanal alemdi ve her kanıya ancak zanla varılabiliyordu.zan yapmaktan yada yapmadığında sitenin çökeceği düşüncesi  yorgun düşmesine sebep oldu.ben onun bu mücadelesine saygı duydum hep.ama geniş olmalıydı,ve bir konu her ne niyetle açılırsa açılsınsonucu güzel bağlanırsa hem ibret olması açısından hemde fikirlerin düzelmesi açısından avantaja dönebiliyordu.

Burada  yardımcı konumda olan arkadaşlara özeleştiri yapma kapısı da açılıyor.zira tek kişi muhakkak yorulacaktı.belki bazı kardeşlerin imtihan dünyası esprisi sonucunda maddi olarak alemden çekilmek zorunda kalmasıyle bilvaniste bir hazımsızlık süreci de başlamış oluyordu.

Bazı üyelerin caydırıcı fonksiyonun olması ve olaylara hızlı müdahale edebilecek zamana sahip olmalarından engellenebilen bel altı muhabbetler bu üyelerin arazide kaybolmalarının ardından.kadın erkek dengesini,denge bozucu faktör haline dönüştürmeye çalışan saf yada art niyetli kişilerin hareketleri pimi çeken uygulama olmuştur.

Belki yedek yada stepne siteler yada bilvanisden kopan diğer siteciklerin yer altı faaliyetleriydi.belki de hiç biri.ama bir şey vardı ki diğer benzer sitelerin çıkış yerinin olmasıydı ve gerçekten farklı bir nefesti Bilvanis.

  Şimdi bilvanise bakınca ne görüyorum?

Sadatlar istanbula yada yurt dışına gitmiş ve sadece hizmetlilerden birkaç kişi menzilde kalmış onlar da çay ocağının taaaa en dibinde sabah demledikleri çayı tekrar tekrar içmek zorunda kalan arada çıkıp yollara bakan üç beş kişi ama değerli üç beş kişi… onlarında bu halden memnun olmadıkları başka kardeş sitelerde  dolaşmalarından belli.belki sadat gelecek diye bir vefa duygusuyla bekliyorlar…

 

Düşünsenize günahkar olanların günahlarına kızıp menzile girişlerine yasak koyulmasını,yada hazımsızlığın hazmedilmesinin zorluğunu.

Bence tevbe kapısının kutsallığı içinden geçenin halinin güzelleşmesidir.ve yine tövbe kapısının önemi de günahkarların varlığıdır.günahsız bir toplumda tövbe yine de işe yarar ama kapının özelliği bu.kıyamete kadar açık kalması da rahmetin büyüklüğünü gösteriyor.

Sanal alemi gezerseniz ki geziyorsunuz üç beş  kişinin çöküp muhabbet ettiği yer çok.bu normalde de böyle.yani cami bahçesinde oturup bisiklet süren çocuğu bağırıp dışarıya yollayan yaşlı adam gelecekten ne bekleyebilir.edeb muhakkak şart,ama bir ikaz edebiyatı,asimle yerine yaşayarak değişme suya karışma buhar olma billurlaşıp damlama daha güzel değil mi.

 

 

sonuç olarak toplumsal kucaklamadan uzaklaşması,

dahası,yüce değerlerin yüce tutulması sonucu, daha çok kişiye ulaşılmasının ve sevginin çoğalarak yayılmasının kısırlaşması,

tövbe edebileceklerin uzaklaştırılıp sadece hizmetlilerin güzel sohbetleri aktardıkları bir yer haline gelmesi,Bilvanis’i 9000 üyeli bir site yerine  doğruluğu tasdik olmuş sohbetleri okuma yeri haline getirmiştir kaldı ki,menzil net dahi bu işlevi çok güzel yapmıyor muydu .aslında hedef bu değidi sanırım buraya zamanla gelindi.bazen tıklıyorum bilvanisi özlemle amma gördüğüm bağlı olan en fazla üç kişi…

 

sorumlu olarak en başta kendimi görüyorum.belki maddeye hükmetmeyi bilebilseydik çok güzel bir hizmet kısırlaşmayacaktı.ikincisi kafasına göre mutlu olmayı maharet sayan arkasına önüne bakmadan iş işlemeye kalkan sözüm ona çöp çatan rahatsızları.üçüncü olarak yine de kendimi görüyoırum…

ne demiş necip fazıl  bu dünyada yalnız benim serseri…..

 

belki de sadece benim içi sızlayarak hasretle eski günlerin cama düşen yansımalarını yad eden.

,belki benim sadece Bilvanis klibini hatırlayabilen,seyretme gafletinde bulunan seyrettikçe içine sızı sızan.

Belki kendini ifade edebilecek yer bulduğuna sevinen ve kaybına şimdi üzülen.

O dostlukların sanal olmadığına inanan,yazdığı her şeyi yüreğinden yazan ve hala arkasında duran.

Belki herkes yeni yerler buldu.kalakalan benim sadece.

 

Belki Bilvanis Allah’ın bana mahdut bir süre verdiği değerdi.

Belki sadece benim için vardı.

 

Zamanım olsaydı da eski arkadaşlardan en az birer mesaj yazmalarını isteyebilseydim ama yok.

 

Bu yazıyı bazı bilimsel yargılara varmak amacıyla yazmaya başlamama rağmen eski Bilvanis mesajlarına döndüğünü esefle görüyoruz.

Sonuç olarak toplumsal hayat menzilsiz olmuyor,orada atan bir kalp bütün uzuvların yaşamasına kokmamasına dayanak oluyor ve can veriyor.

Bilvanis toplum içinde toplumun nabızlarını duydukça neşelenebildiğimiz bir yerdi.

Bir toplum modeli çökmüş gibi geliyor bana Bilvanis’te .o açıdan yani, yoksa…..

 

 

 

                   not:bu yazı bilvanisin çöküşünün öncesine yetişemedi,üzgünüm                                                                          

 

 

 

 

 

Mart 11, 2009

sabahışıkları

Posted in Genel tagged 2:02 pm tarafından şövalye

ışık delebilirken karanlığı,delmeli ki,bir fırsatı daha olmayabilir